info@saharating.com +90 212 291 97 91 / for English click here...

Bir İcra Başkanı (CEO) Ne Zaman Kovulur?

Corporate Board Member dergisinin Temmuz/Ağustos 2008 sayısı, Amerikan şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin şirketin hisse senetlerinin fiyatlarına karşı son derece duyarlı olduklarına ve buna paralel olarak işe başlamalarını tekip eden iki veya üç yıl içinde beklenen performansı gösteremeyen üst yöneticilerin ve icra başkanlarının işten çıkarılmalarının gittikçe arttığına işaret ediyor.  Ne var ki, gelen son veriler sayıları gittikçe artan bu işten çıkarılmaların baskın nedeninin yatırımcı haklarının korunması değil yönetim kurulu ile icra başkanı arasındaki anlaşmazlıklar olduğunu gösteriyor.  Hatta, şirketin hisse senetlerinin değerleriyle  işten çıkarmalar arasında pek de bir bağlantı bulunamıyor.  Bu veriler, bir uluslararası yönetim danışmanlık firması olan Booz & Co.’nun dünyanın en fazla ciroya sahip 2.500 büyük şirketi üzerinde yaptığı on yıllık analizin sonucunda ortaya çıkıyor.

Analiz, Kuzey Amerikalı icra başkanlarının Avrupalı meslektaşlarından daha uzun ömürlü olduklarına işaret ediyor.  İcra başkanlarının istihdamında devir hızı 2007 yılında Kuzey Amerika’da %15,2 iken, Avrupa’da %17,6, Japonya’da %10,6 ve dünyanın geri kalanında %9,1.  Bu oranlar işten çıkmaları üç ayrı kategoride kapsıyor: “plânlı” (uzun zamandır beklenen ayrılmalar, sağlık nedeniyle ve emeklilik nedeniyle olanlar); “birleşme ve/veya satın alma” nedeniyle olanlar ve “zoraki” (kötü performans veya anlaşmazlıklar nedeniyle kovulmalar).

Zoraki ayrılmalar Avrupa’da daha yaygın.  Örneğin, 2000 yılından 2007 yılına kadar Avrupa’da işten ayrılmaların %37’si kovulma şeklinde olmuş.  Halbuki bu oran Kuzey Amerika’da %27.  Avrupa’da bu oranın yüksek oluşu hem Avrupa ülkelerinin kurumsal yönetim reformlarını devreye 1990 yılından itibaren sokmakta olduklarını hem de icra başkanı ile yönetim kurulu başkanının farklı kişiler olma ilkesinin Avrupa’da daha yaygınca benimsenmiş olduğunu yansıtıyor.  Her iki titre de sahip olanların işlerini kaybetme olasılığı daha az.  Kuzey Amerika’da 2007 yılında işten çıkarılan icra başkanlarının sadece %28’i aynı zamanda yönetim kurulu başkanıydı.  Sadece icra başkanlığı titrine sahip olanlarda bu oran %57’ye fırladı.

Söz konusu analiz raporu, bir icra başkanının kovulması için hissedar getirilerinin gerçekten de berbat seviyelere düşmüş olması gerektiğini de gözler önüne seriyor.  Kuzey Amerika’da bir şirketin hisse senetleri %25 değer kaybetmeden veya hissenin performansı sektör rakiplerinin performansının %45 altına düşmeden kimse kovulmuyor.  Bu kasvetli oranlara rağmen bir icra başkanının bir yıl içinde işten çıkarılma olasılığı sadece %5,7.

Çoğu yönetim araştırması, icra başkanlarının işe girdikten sonra elle tutulur stratejiler oluşturmaları ve bunları yürürlüğe koyup sonuç alabilmeleri için üç-beş yıla ihtiyaçları olduğunu gösteriyor.  Booz & Co.’nun raporu da icra başkanlarına zaten bu sürenin tanındığını gösteriyor.  Bu kovulanlar için bile geçerli.  Rapor, kovulan icra başkanlarının ortalama işte kalma sürelerinin 4,5 yıl olduğuna işaret ediyor (Avrupa’da ve genel olarak dünyada).  Bu süre Kuzey Amerika’da 5,3 yıl.  Bu süre, özellikle yönetim kurulu bir aday havuzu oluşturmada etkisiz kaldığında uzuyor.

Kuzey Amerikan ve Avrupalı şirketlerin son on yılda icra başkanlığına getirdiği kişilerin %20’si şirket dışından istihdam edilmiş (şirket içinden yetişenlere nazaran genelde daha kötü performans gösterdikleri bilinmesine rağmen).  2007 yılında işten ayrılananlar ele alındığında, içten yetişenlerle dışardan işe alınanlar arasındaki performans farkı özellikle Kuzey Amerikan şirketlerinde hayli geniş olmuş.  Toplam hissedar getirisi baz alındığında, içerdekiler sektörden %3 daha iyi performans gösterirken, dışardakilerin performansı sektörün %1,4 altında kalmış.  Avrupa’da bu oranlar sırasıyla +%2,8 ve +%0,7.  2007 yılında işten ayrılananlar ele alındığında, dışardan istihdam edilen icra başkanlarının ömrü 4,8 yıl iken, içerden yetişenlerin ömrü 6,4 yıl.

Yönetim kurulları yeni icra başkanı atamada gittikçe daha becerili olmaya başladılar, ancak iyileştirmelere açık alan çok.  İcra başkanının performansıyla işten çıkarılma nedenleri arasındaki düşük bağıntı, icra başkanı ile yönetim kurulu başkanının aynı kişi olma kültürünün (özellikle Kuzey Amerika’da) hâlâ baskın olması ve şirket dışından atamaların bütün hızıyla devam etmesi şirketlerin bu konuda daha yolun yarısında olduğunu gösteriyor.

Booz & Co.’nun konu hakkında dört önerisi var:

  • Şirketin “gelecek lider” yetiştirme yöntemleri geliştirmesi,
  • Hem içerden yetişenler hem de dışardan istihdam edilenlerin kuvvetli özelliklerine sahip olan liderler aranması,
  • Potansiyel liderlere değişim yönetimi konusunda deneyim kazandırılması ve
  • İcra başkanı değişikliği için hazırlık yapılması.

Umarız biz de ülkemizde haklarında bu tür araştırmaları yapacak olgunlukta şirketlerin sayısını artırabilir; şeffaflığın, hissedar değerine önem vermenin ve hesap verebilirliğin şirketlerimizin aleyhine değil lehine işlediğinin tartışmamız kabul edildiği bir kültürün yeşermesinde üzerimize düşenleri yapma yolunda taviz vermeden yürümeye devam edebiliriz.